İstisnasız Sonuçlar

Aslına bakarsan bir insandan kopmanın ne kadar zor olduğunu unutmuştum, alışkanlık konusu işin içine girdiğinde kestirilemiyor hiçbir şey, soğuğundan titrememek için sıkı giyinmenin tam vaktidir şimdi…

Alışkanlık, bazen bir ses tonu, bazen huzur veren bir gülümseme, bazen güçlü bir kalp, bazen de en ufak detaylar olabiliyor. Benzerlerinden ve hepsinden hızlıca koptuğumda dayanılmaz bir boşluk hissiyle karşı karşıya kalıyorum, günler daha uzunmuş gibi geliyor… Her dakika bir saat başıymış gibi baktığım tüm saatlerin zil sesleri kulaklarımda çınlıyor. Dilim tutuk, yokluğunla dahi konuşamıyorum. Bir süreç var geçmesi gereken, bir zaman var dolması gereken ve bir özlem var bitmesi gereken…

Bu kadar özlerken birden bir zalime dönüşebilmek, nefret edebilmek için gözünü karartmak… Hepsi “unutmak için her şey mübahtır” mottosunda gizli, insanlar unutmak için ellerinden geleni yapıyorlar, türlü türlü planlar ve stratejiler geliştiriyorlar. Benim ise henüz ne bir planım var, ne de bilindik bir stratejim. Tepkisizce, boş boş bakıyorum sağa sola, hem de senden nefret etmem için o kadar çok şey varken… göğüsümde kocaman bir kaya varken bırak yürümeyi, hareket bile edemiyorum. Elbette bunlar bahane bile değil, yapılması gereken her ne ise bir katil konsantrasyonu ile yapılmalı, soğuk ve zalimce !.. Gördüğüm en güzel kadın değilsin belki ama unutulması en “zor kadın”sın.

Yüksek hızda ve promilde bir bariyere çarpan ruhum için kendi sesimden kan anonslarım geçiyor içimden ve ben kirli ellerimle ellerini tutmuş kalbinin durmasını bekliyorum.

Text tagged as:

Sürünerek Fazla Uzaklaşamassın

Darmadağın bir savaş alanında birbirimize düşmanmış gibi kozlarımızı paylaşıyoruz sanki, olmasını ne kadar istemediğim şey varsa onları yaşıyorum; önce sana alışmak, şimdi de bu saçma haklılık mücadelesi….

Hazrılıksız, savunmasız bir şekilde girdiğim sınırdan birkaç sıyrık ve kabullendiğim gerçeklerle geri çekilmeye çalışıyorum. Yine de arada yüzünü görebilmek için başımı kaldırıyorum, birkaç sıyrık üzerine birkaç sıyrık daha… Kaç olduğunun hiçbir anlamı yok, tek anlamlı gelen şey sanırım bunu ne kadar çok istediğim. Bu gürültüden sesini duyamıyor ve konuşamıyorum, söyleyeceklerim çok önemli olmasa da hep kulağına fısıldamak isterdim. Şimdi ise çığlıklarım bile sana ulaşmıyor.

Onlarca gün yürüyerek geldiğim bu yolu bu halde kaç günde dönerim bilmiyorum açıkçası ama çok uzak olmasa gerek…

Elbette durup sana eşlik edebilirdim ama bunu birinin kazanması gerek artık…

Yeni zaferin kutlu olsun.

Text tagged as:

Sensiz Zaman Algısı

Bir ay, yani 30 gün… Bir ay, yani 730,484398 saat… Bir ay, yani 2 629 743,83 saniye… Yani özetle, saymassan çabuk geçer, sayarsan deler geçer.

Text tagged as:

Page1of3 next page ›